2020-06-18 18:30:57

GURBETten MEMLEKETE DÖNÜŞLER VE İNSANIMIZ

Aziz Katrancı

18 Haziran 2020, 18:30


Kıymetli okurlarımız,eskiden beri hep söylerinirdi bir gün gelecek ve o günde maddi manevi gücü yetenler,gurbetten memleketlerine geri rücû edecekler.O gün sanırım bu günler.Özellikle pandeminin yaşandığı bu günlerde gurbetçilerin bir çoğu memleketlerine akın etmeye başladılar.Geriye göç tüm hızıylada devam etmekte.İlk etapta bakıldığında tabiki insanların gurbetten memleketlerine dönüşleri insanın hoşuna gitmiyoda değil.Lakin bu göçler, toplum arasında bir takım uykuya dalmış eski alışkanlıklarında hortlatılmasına sebebiyet vermektedir.Şöyleki;köyler arasındaki sınır tartışmaları,otlak arazi sorunları gerekse aynı köy içerisinde yaşayan komşular arasında, tarla tump kavgaları tekrardan alevlenmeye başlamış durumda.Yıllar sonra köyüne göç edip ve orada yerleşik düzen kurmaya çalışan insanlara saygı duyarım.Fakat aynı insanların köyde hiç bir faliyet göstermeden arazilerini koruk olarak veya yasaklı bölge olarak ve yine o köylerde ekmeğini geçimini sağlayan insanlara karşı düşmanca tavırlar sergilemelerinide hiç bir toplumsal kurallarla bağdaştıramadığımın altınıda çizmek isterim.Benim yoksa, komşumunda olmasın düşüncesi, sanırım ahlakî değerlerimizin ne kadar bozulduğununda bir göstergesi olsa gerek.Bir başka sorun;dağın taşın ve orada yaşayan bütün mahlukatın ihtiyacı olan suların hortumlara alınarak belli yerlere taşınmasıdır.Geride can suyu dahi bırakılmadan bu suların asli yerlerinden,çoğu zaman da hayır adına yapıldığının söylenmesiyle, alakasız yerlere taşınması doğanın gerçek sahiplerine yapılmış olan en büyük kötülük olsa gerek.Bir diğer önemli husus ormanlarımızın kullanılması hususu.Son dönemlerde devletin orman işletme şefliklerinin ormanları ve yeşili korumada ki başarıları gözden kaçırılmamalı,ama bunun başlı başına yeterli olacağını düşünmüyorum.Çünkü insanımızın benliğinde yetişme tarzında her ne hikmetse ormana ve yeşile karşı bir allerjisinin olduğunun altını çizmek isterim.Bir diğer husus özellikle yöremizde doğada kendiliğinden yetişen bir takım meyvelerin korunmasıdır.Bir kuşburnu, aliç,boz armut,kumrut vb birtakım ağaçların meyve zamanı dahi gelmeden kırılarak hatta kesilerek hasat edilmesinin önü kesilmelidir.Ve tabiki kötü yapılaşmanın gelişi güzel inşaatların mutlaka denetlenmesi gerekmektedir.Hesapsız kitapsız arazilerin orta yerine konulan binalar malesef verimi azalttığı gibi çirkin görüntülerede yol açmaktadır.Sorunlar bununlada bitmiş deil tabiki;gurbetten memlekete turizm amaçlı seyahatlerde bile memleketlerde yapılan gürültü kirliliği başta olmak üzere piknik vb proğramların yapıldığı alanlar malesefki çoğu zaman pis bırakılarak,gerek inancımıza gerekse insan olmanın şerefine ters düşmektedir.Av zamanı ve mevsimi gelmeden veya zamanı olsa bile,değişik yöntemlerle avcılığın ve insanın ruhuna ters yöntemlerle çeşitli hayvanların ve canlıların adeta neslini tüketmeye kasteder gibi avlanmanında önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum.Vel hâsıl ANADOLUNUN hor kullanılmasının mutlaka önüne geçilmelidir.Kokuşmuş şehirlerin acımasız yaşam kültürlerini o güzelim anadolu köylerine taşıyarak oralarıda kirletmenin hiç kimsenin yararına olmayacağını bilmekte fayda var.Rabbim bizleri bütün değerlerine sahip çıkan kullarından etmesi temennisiyle,Allah'a emanet olasınız efendim.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.